Katılım Finansı

2008’de yaşanan küresel finansal kriz ile birlikte borca dayalı mevcut küresel finansal sistemin taşıdığı sistemik riskler ve bu risklerin yıkıcı etkileri yadsınamaz biçimde gün yüzüne çıkmıştır. Bu nedenle kriz sonrası dönemde tüm dünyada, hem akademik camiada hem de politika yapıcılar arasında mevcut finansal sisteme alternatif arayışlar konuşulmaya başlanmıştır. Mevcut küresel finansal sisteme yönelik eleştirilerin odak noktaları bu sistemin borç ve faize dayalı olması, finansal kaldıracın sistemik risklere yol açması, aşırı finansallaşma, finansal sektörün reel sektörden ayrışması ile etik ve ahlaki değerlerin göz önünde bulundurulmaması olarak sıralanabilir. Yeni arayışlar çerçevesinde sosyal sorumlu finans, yeşil finans, katılım finansı gibi daha insan odaklı alternatif finans modelleri ön plana çıkmaya başlamıştır.

Bu finans modelleri arasında katılım finansı, doğası ve temel prensipleri ile mevcut finansal yapıya sunulan en önemli ve kapsamlı alternatiflerden bir tanesidir. Bu minvalde, katılım finansı, ahlaki değerleri öncelemesi, varlığa dayalı olması ve risk paylaşımını esas alması sebebiyle sistemik risklerin azaltılması ve reel sektör ile finansal kesim arasındaki yakın bağın tesis edilmesi açısından çok önemli bir alternatif ortaya koymaktadır.

Katılım finansının tarihini 1400 yıl öncesine götürmek mümkün olmakla birlikte, modern dönemde katılım finansı dünyada 1960’lı yıllardan, Türkiye’de ise 1980’li yıllardan bu yana faaliyet göstermektedir. Öte yandan, konvansiyonel finansal sisteme göre çok daha yeni sayılabilecek katılım finansı, özellikle 1990’lı yıllardan itibaren çok hızlı bir büyüme ivmesi yakalamıştır. Dünyada İslami kurallar kapsamında faaliyet gösteren finansal varlıkların toplamı, 1990 yılı 150 milyar ABD doları seviyesinden 2018 yılında 2,2 trilyon ABD doları seviyesine yükselmiştir.

Paylaşmayı, üretimi ve ahlaki değerleri göz önünde bulunduran katılım finansı, hem dünyada hem de Türkiye’de alternatif finansın en önemli aktörlerinden biri olmakla birlikte, Türkiye’de hak ettiği yerin oldukça gerisindedir. Katılım finansının toplam finansal sistem içindeki payını hak ettiği yere getirmek hedefi kapsamında, T.C. Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi Başkanlığı da kurulduğu günden bu yana önemli çalışmalar ve projeler gerçekleştirmiştir.

T.C. Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi, katılım finansının toplam bankacılık sistemi içindeki payının 2025 yılı itibariyle yüzde 15’ler seviyesine çıkarılması ile ülkemizin katılım finansı alanında bölgenin en büyük ve dünyanın sayılı merkezleri arasında yer almasını öncelikli hedefleri arasında değerlendirmektedir. Katılım finansı, İstanbul Finans Merkezi (İFM) projesinin de iki temel ayağından bir tanesidir.

Bu kapsamda, T.C. Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi Başkanlığı, yenilikçi, kapsayıcı ve dinamik bir katılım finansı ekosisteminin oluşturulmasına yönelik çalışmalar yapmakta, risk paylaşımına dayalı yeni ürünler geliştirmekte, katılım finansı alanında önemli ülke, kurum ve kuruluşlarla stratejik iş birlikleri kurmakta ve İstanbul Finans Merkezi projesi ile ülkemizin dünyanın sayılı katılım finans merkezlerinden bir tanesi olmasını sağlayacak çalışmalar yürütmektedir.